İslamcılığın Sıradanlığı ve İfade Hürriyeti

7 Ocak 2015’te bir grup radikal İslamcı terörist, İslam’ı ve peygamberini aşağıladığı gerekçesiyle Charlie Hebdo adlı dergide çizen 12 karikatüristi öldürdü. Bu, İslamcıların ne ifade hürriyetiyle ilk problemiydi, ne de son olacak gibi görünüyor. 4 Eylül 1990’da eski ilahiyatçı ve ateist Turan Dursun, İslam hakkındaki yazıları yüzünden arkadan altı el ateş edilerek öldürüldü. 30 Ekim 2005, Danimarka Karikatür Krizi’ne tanıklık etti. South Park dizisinin yapımcıları ölüm tehditleri aldı, haklarında katledilmeleri için fetva çıkarıldı. Madımak Katliamı, İslamcı cenahın kendilerine zıt fikirlere gösterdikleri hoşgörünün tipik bir örneğiydi. Şeytan Ayetleri‘nin yazarı Salman Rüşdi’nin kafasına ödül konuldu. Örnekler rahatça çoğaltılabilir. Fakat problem şurada: Bunlar marjinal ve ekstrem durumlar değil. Bu eylemlerin, saldırıların, hareketlerin desteklenme oranı bizimki gibi görece laik bir ülkede bile epey yüksek. Türkiye, “İyi olmuş, onlar da çizmeselermiş” diyen insanlarla dolu. Bununla ilgili bir haberin yorumları genel itibariyle şöyle:

image

İslami tandanslı ve yüksek tirajlı gazetelerden Türkiye‘nin haberi veriş şekli de durumun vehametini gösteriyor:

image

AKP-taraflı Twitter hesabı @GizliArsiv_ Leman dergisini tehdit ediyor.

image

Aynı vakitlerde Vahdet yazarı Akp’li İbrahim Yörük Penguen‘i aynı sözlerle tehdit ediyordu. Saldırıda ölenleri anma amacıyla profil fotoğrafını karartan Uykusuz Dergisi Facebook sayfasındaki yorumlar kan donduran cinstendi ve sayfa yöneticisi tepkiler (ve sanırım tehditler) nedeniyle fotoğrafı kaldırdı.

Açıkçası bu seviyedeki barbarlık karşısında bizim “ama özgürlük??!!” diye inlememiz çok absürd ve naif. Aynı seviyede değiliz, aynı yerde değiliz, aynı zaman diliminde bile değiliz. Bunlarla konuşulabilecek bir şey yok artık. Onları ikna edemeyiz. Aynı dili konuşmuyoruz. Ama incelenmesi gereken çok ilginç tepkiler de var olayla ve genel olarak ifade özgürlüğüyle ilgili.

İfade özgürlüğü, düşünülen şeyi diğer insanlara aktarabilme özgürlüğüdür ve negatif bir haktır. Çok nettir, çok kesindir, aslında üzerinde tartışılması bile saçma. Ben bir şeyi düşünebiliyorsam bunu ifade de edebilmeliyim. Bundan daha doğal bir durum hayal edebiliyor musunuz? Benim bunu ifade etmem senin en küçük bir özgürlüğünü, hakkını ihlal etmiyor. Senin özgürlüğüne dokunmadığı için özgürlük zaten. Herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulması gülünç ve haksızca. Fakat bunu birçok insan anlamakta güçlük çekiyor. Problemin çıkış noktası uygunsuz/terbiyesiz olarak adledilebilecek bir davranışı otomatikman özgürlüğün dışına itmek. Misal; büyüklerin karşısında bacak bacak üstüne atmak uygunsuz görülebilir ama bu bir suç/hak ihlali değildir ve özgürlük kapsamı içindedir. Bu ayrımı yapmayı beceremiyor çoğu.

Dinle/kutsalla dalga geçmek ifade özgürlüğü değildir şeklindeki ifade “iyi olmuş pisliklere”den sonra en çok kullanılan ifade. Burada güzel bir kelime oyunu var. Bunu söyleyenler genelde” din” diyerek İslam’ı kast ediyorlar, diğer dinlerle dalga geçilmesiyle problemleri yok. Hatta bu ülkenin en genel dalga konularından biri “Hindular ineğe tapıyorlarmış”tır. Hinduların ineğe tapmasıyla (ki tapmıyorlar bu arada, Tanrı Şiva’nın hayvanı olduğu için kutsal sayılıyor sadece) dalga geçmeyi bir maharet olarak görüyorlar. Eğer işe dine hakaret olarak bakarsak inek eti yemek veya kurban olarak inek kesmek de Hinduizm’e hakaret olmuyor mu peki? Tabii ki oluyor. Peki neden bu hakaretten ve dalgadan sadece İslam muaf? Neden bu saygıyı Müslümanlar Hindulara göstermiyorlar? Yoksa dinlere hakaret tek taraflı bir olgu mu? Dünyada binlerce farklı inanış, binlerce farklı kutsal olduğunu düşünürsek bunların hepsine birden saygı göstermenin imkansız olduğunu görürüz. O zaman sadece bazı kutsallara mı saygı göstermeli yoksa hepsine eşit olarak bakıp hiçbirini dalga konusu olmaktan muaf tutmamalı mı? Cevabı açık. O kutsal senin kutsalın, benim değil. Ben ifade özgürlüğümün bir sonucu olarak ona istediğimi söyleme hakkına sahibim. Kutsallara (kime göre neye göre kutsal?) hakaret ve dalga da ifade özgürlüğüne girer. Senin de buna cevabın ancak ifade özgürlüğü sınırları içinde olabilir. Dünyadaki hemen her şeyle dalga geçilebilir. Bu ifade özgürlüğünün tanımından gelen ve doğal olarak ortaya çıkan bir sonuçtur.

Öldürülmelerini tasvip etmiyorum ve ifade özgürlüğünden yanayım ama… diye başlayan bir tepki de var. Genelde “…onlar da bariz provoke etmiş” veya “karikatürler de masum değil” şeklinde devam ediyor. Orada kullanılan ama justification işlevi görüyor. Burada bariz bir kurbanı suçlama (victim blaming) var. “Tecavüzü hiçbir şekilde savunmuyorum ama o da açık giyinmiş” diyenlerle aynı şeyi söylüyorlar. Böyle bir olayın aması olmaz. Sen bu karikatürleri uygunsuz buluyor olabilirsin ama bunu şu durumdayken ifade edersen saldırıyı kınıyor olmuyorsun. Burada kurbanların en ufak bir suçu yokken (karikatür çizmek suç değildir) sen bir kusur arıyorsun çizerlerde. Odaklanılması gereken suçlular ve eylem burada. Başka kimse değil. Karikatürlerin islamofobik, homofobik, ırkçı vb olması durumu değiştirmez. Bu arada bu tepkiler sadece bize özgü değil, küresel bir dalyaraklık.

İslamcı/Batı düşmanı cenahtan gelen tepkilerden en alışıldık retorik olan “Batı şu kadar insanı öldürdü, İsrail şu kadar Müslüman’ı öldürdü kimse bir şey demedi şimdi x tane Batılı öldü diye dünya ayakta” yine ortaya çıkıyor. Ne zaman İslamcılık bir dehşete sebep olsa hemen bu atılıyor. Hatta bu sefer sosyalistler de destek oluyor. Batı’nın yaptığı yanlışları dikkatleri kendi barbarlıklarından uzaklaştırmak üzere kullanıyorlar. Fakat bir adım geri çekilip büyük resme baktığınızda şunu görüyorsunuz: Müslümanların kanını en çok dökenler yine Müslümanlar. 1948’den bu yana 10 milyondan fazla Müslüman Müslümanlar tarafından öldürüldü. İsrail’in öldürdüğü Müslüman sayısı ise 4 büyük savaş dahil 90 bin. Sayılar ortada. İslamcılar Batı’dan önce kendilerine baksın.

Bu saldırı Batı’nın İslamofobi yaratmak için yaptığı bir saldırı da komplocu aklın bu olayda dışavurumu. Bir ultimate evil olarak Batı yine burada. Bunlara kalırsa Radikal İslam örgütleri de Batı’nın kurduğu örgütler. (Bazı sosyalistler buna emperyalizmin kurduğu örgütler diyor, benzerliğe dikkat.) Batı’yı kadr-i mutlak saf kötülük ve İslam’ı ve İslamcıları saf iyilik olarak anlayıp buna göre yorum yapmaya kalkınca ortaya bu çıkıyor. Halbuki radikal İslamcılar için tüm motivasyon kaynağı 1400 senedir aynı ve ayan beyan ortada. Uzaklarda aramaya gerek yok. Ama gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi yok. Tıpkı 9/11’in ABD tarafından yapıldığı iddiası gibi kanıta ve mantığa değil de Batı düşmanlığına dayanan bir fikir sadece.

İfade özgürlüğü sınır kabul etmez. Bu olay da sadece internette Muhammed’in her türlü karikatürünün hızla paylaşılmasına sebep oldu. En büyük forumlardan biri olan Reddit’te şu ve şu subredditlerde müthiş bir aşağılama ve dalga var şu an. İfade özgürlüğüne engel olmaya çalışmak böyle sonuçlanıyor. Buradan çıkarılacak sonuç şu: İfade özgürlüğü önemlidir!

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s